Sevgili Okuyucular,
Sizlerle Endonezya’nın Bali adasında özel bir lisede resim öğretmenliği yapan Joanne Mouland ile yaptığım söyleşiyi paylaşmak istiyorum. Joanne, ya da kısa adıyla Jo, İngiltere’de Grafik Tasarımı üzerine üniversite öğrenimini tamamlamış ve son 6 yıldır Uzak Doğu’nun değişik ülkelerinde resim öğretmeni olarak değişik lise düzeyinde okullarda çalışmış. 4 yıl Filipinlerde çalıştıktan sonra, son 2 yıldır Bali’ye geçerek resim öğretmeni olarak çalışmalarına devam ediyor.

Bahar: Merhaba Jo, öncelikle İngiltere’de aldığın eğitimden biraz bize bahseder misin?
Jo: Grafik ve bilgi tasarımı üzerine 4 yıl süren bir eğitim aldım. Daha çok görsel iletişim, bilgiyi anlama ve anlatma üzerine kurulu iletişim teknikleri üzerinde yoğunlaştık. Yani güzel görünümlü grafik tasarımları yapmaktan ziyade, bilgiyi ve verileri insanların kullanabileceği şekilde tasarlamak üzerinde durduk.
Bahar: Çalışma hayatına nasıl ve ne zaman atıldın?
Jo: Son sınıfta hazırladığım bitirme projem için staj yaptığım şirket bana sponsor oldu ve mezun olduktan sonra benden komisyon bazında faydalanmaya devam ettiler. Bence üniversite öğrencilerinin farketmesi gereken en önemli şey, üniversite hayatı boyunca yapılan stajların, küçük projelerin ve gönüllü işlerin, mezuniyet sonrasında sizi iş hayatına hazırladığıdır. Benim zamanımda internet daha yeni gelişiyordu ancak ben her zaman için kendi kaynaklarımı kendim yaratmayı başardım. El yazısı mektuplar yazdım, projelerini beğendiğim iş sahiplerine telefon açtım ve staj taleplerimi bildirdim. Her zaman aktif olmaya çalıştım. Benim iş ararken her zaman tavrım herkes kadar şansım olduğuna inanmamdır. Hiçbir zaman nasıl olsa bu işi bana vermezler demedim. Korktuğum zamanlar oldu, ancak hayatta risk almak çok önemli, ve biraz panik biraz korku bende pozitif stres etkisi yarattı ve beni daha verimli olmaya itti.
Bahar: Dünyanın değişik yerlerinden öğrencilerle çalışmış bir öğretmen olarak şu anki gençlik için ne düşünüyorsun?
Jo: Açıkçası gençleri biraz kaybolmuş buluyorum ve hayatlarıyla ilgili ne yapacakları konusunda hiçbir fikre sahip olduklarını sanmıyorum. Sanki araştırma yapmak için bir motivasyonları yok, seçeneklerini öğrenmek gibi bir kaygıları yok, sanki ihtiyaçları olan bütün bilgilerin biz öğretmenler tarafından kendilerine aktarılmasını bekliyorlar. Kendi hayatlarıyla ilgili sorumluluk almak gibi düşünceye sahip değiller.
Bahar: Senin okuldan sonra kendi kariyerinle ilgili belli bir niyet gösterdiğini düşünüyorum. Sence doğru mu?
Jo: Evet, insanın kendine hedefler belirlemesi, işler yolunda gitmediği zaman hemen pes etmemesi çok önemli. Ben de iş başvurularıma red cevapları aldım, red edilme duygusu hiç hoş bir duygu değil. İnsanın morali bozuluyor, istenmediğini düşünüyorsun. Ancak kendini toplayıp yola devam etmek gerekiyor. Ne yapmak istediğini tam olarak bilmesen bile, belli bir hedefe doğru giderken karşına çıkan fırsatlar, tanıştığın insanlar senin gerçekten ne istediğinin ortaya çıkmasına yardımcı oluyor. Mesela ben öğretmenlikle ilgili olan yeteneğimi yaptığım ufak tefek öğretmenlik işlerine aldığım pozitif geri bildirimler ve üniversitede öğretmenlikle ilgili aldığım iyi notlarım sayesinde farkettim.
Bahar: Öğretmen olmaya bu şekilde mi karar verdin?
Jo: Evet. Sanat, grafik tasarım ve iletişim konuları çok ilgimi çekiyordu ancak bir ofiste oturup çalışmak istemedim. Sosyal olarak aktif olmak, sürekli iletişim halinde olmak istedim. Bu noktada herkesin neyi yapmaktan hoşlandığını bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yaptığın işte mutlu olmanın, para kazanmaktan daha önemli olduğunu düşünüyorum.
Bahar: Bu durumda değişik milletlerden gelen bu öğrencilerle çalışmanın en iyi tarafı nedir sence?
Jo: Değişik bakış açıları elde ettim. Başkalarını yargıladığın zaman, bu durumun tamamen kendinle olan inançlarınla alakalı olduğunu öğrendim. Çünkü öğretmen olmak, her zaman objektif olmayı ve tarafsız bir açıdan olaylara ve öğrencilere bakabilmeyi gerektiriyor. Bunun sonucunda kendine dönüp bakmak ve inançlarını tekrar gözden geçirmek durumunda kalıyorsun. Çok uluslu ortamlar, yabancı bir ülkede yaşamak bunu gerektiriyor.
Bahar: Peki ya Uzak Doğu’da geçirdiğin son 6 yıllık öğretmenlik hayatın boyunca seni rahatsız eden ve zorlayan şeyler oldu mu?
Jo: Başka bir ülkede çalışmak ve bir hayat kurmak her zaman zorlukları beraberinde getiriyor. Mutlaka kendi kültür ve inançların seninle birlikte geliyor. Bir işi yapmak için izlenen yol ve yöntemler bu yeni ülkede çok farklı olabiliyor ve bu yol seni rahatsız edebiliyor. Uluslararası bir öğretmen olarak beni en çok zorlayan şey, senden beklenilen performans ile sana bu performansı gösterebilmen için verilen desteğin arasındaki dengesizlik. Mesela İngiltere’de yapılması çok basit olan bir işi burada halletmek çok uzun zaman alabiliyor ve iletişim bozukluğu her zaman mevcut.
Bahar: Peki Türkiye’den okurlara yurt dışında öğretmenlik yapmak ile ilgili verebileceğin tavsiyelerin var mı?
Jo: Nasıl bir hayat yaşamak istediğinizi iyi düşünün derim. Mesela çok para kazanıp az harcamak istiyorum derseniz, bunu yapabileceğiniz ülkeler var, Endonezya Malezya gibi gelişmekte olan ülkelerin özel okullarında bu imkanı bulabilirsiniz, ancak tropikal iklim şartlarına alışmak zaman alıyor. Ne amaçla bu işe kalkıştığınız da önemli, eğer kültürel etkileşim derseniz, biraz dünyayı görmek, yeni insanlar tanımak istiyorum derseniz bu sizin için çok iyi bir fırsat olabilir. Eğer yanlız yaşayacaksanız, bu da hiç kolay bir durum değil, bayan öğretmenler özellikle dikkat etmeliler, dünyanın bu tarafı romantizm arayışı içinde olan avrupalı bayanlar için uygun bir yer değil bana göre. Bunun dışında eşiyle gelen öğretmenleri ajanslar daha çok kabul ediyorlar zira bu çiftlerin daha uzun kalma ihtimalleri ve birbirlerine destek olma şansları var.
Bahar: Biraz da hayat boyu öğrenme konusu üzerinde duralım, bir öğretmen olarak sana bu kavram neyi ifade ediyor?
Jo: Bence sorgulayan bir düşünce biçimi demek hayat boyu öğrenmeye açık olmak demektir. Bence, hayat boyu öğrenmeye açık olmak kendi dışındaki hayata ve etrafında olanlara ilgisi olan herkes için önemlidir.
Bahar: Evet bu çok ilginç.
Jo: Biz okulda da öğrencilerimize hayat boyu öğrenen olmayı öğretiyoruz. Bir öğretmen olarak da hayat boyu öğrenciyiz çünkü sürekli olarak öğrencilerden ve onlara anlatmak istediklerimizden birşeyler öğremekteyiz. Ve dünya da sürekli olarak gelişmekte olduğundan her zaman öğrenilecek yeni şeyler mevcuttur. Bu sadece teknoloji ile ilgili değil, örneğin dünyada her an değişik şeyler meydana gelmekte. Bence, genç olmanın ve kalben ve aklen genç kalmanın ötesinde, dünyada neler olup bittiğini takip edebilmek için de yaşam boyu öğrenciler olmalıyız.
Bahar: Peki yaratıcılık konusu için ne düşünüyorsun?
Jo: Bence yaratıcılık benim hayatımın içinde var olan bir parça, çünkü bir öğretmen olarak da yaratıcı olmak zorundayım. Yaratıcı olarak düşünmek zorundayım. Öğretmen olmanın yanısıra, esnek olabilmek ve bir konuyu farklı yollardan çözebilmek içinde yaratıcı olmak gerekiyor. Ayrıca her hangi bir iş ortamında, her türlü problem çözümünde farklı yollar bulabilmek yaratıcılığı gerektirmektedir. Bu örneğin insan kaynakları ile ilgili problemler olabilir veya bilgisayar yazılımları ile ilgili olabilir, ya da iletişimle bir mesaj iletmekle ilgili olabilir bence yaratıcılık hepsi için önemlidir. Ayrıca insan ilişkilerinde de yaratıcılık gerekir çünkü diğer insanların düşünce biçimlerini tahmin etmek gerekir. Eğer hayal gücünüz yoksa, eğer diğer insanların ne hissettiğini tahmin etmek için hayal gücünüzü kullanmayacaksanız bu her zaman bir etki olacaktır. Bilinen bir söz var Einstein’ın söyledigi tam olarak hatırlayamıyorum ama sanırım şöyleydi; “Hayal etmek bilgiden çok daha önemlidir.”
Bahar: Evet bu benim internet sayfamda da yazıyor.
Jo: Benim de sınıfımın duvarında yazıyor. Benim çılgın fikirlerle gelen veya başkalarının fikirlerini gülünç ve aptalca bulan öğrencilerime söylediğim her zaman başkalarının hayal gücüne saygı göstermeleri gerektiği ve Einstein’ın bu sözünü unutmamaları gerektiğidir. Sanırım artık yaratıcılığın da bilgiden daha önemli olduğunu giderek farketmekteyiz. Nasıl bir beyin yapısına sahip olunduğuna da bağlı olarak herkes kendine göre bir ölçüde öğrenme yeteneğine sahiptir ama daha önce hiç hayal etmemiş bir kişinin hayal gücünü geliştirmesi mümkün olabilir mi bilemiyorum. Sanıyorum ki bazılarının diğerlerine oranla çok daha gelişmiş bir hayal etme kapasiteleri vardır.
Bahar: Bence örneğin kişi beyninin o kısmını hiç kullanmamışsa, sanırım bir şeyi detaylarıyla hayal etmesi çok daha zor olacaktır.
Jo: Yakın zamanda bana gelen bir öğrenciyle hayal etmek hakkında konuşuyorduk, bir sanatçı olarak eğitim almaktan ve daha sonra iş bulamamaktan bahsediyorduk. Bana son zamanlarda firmaların sanatçılarda yaratıcı düşüncenin problem çözmede mutlaka olması gereken önemli bir özellik olarak daha fazla farkedildiğini söyledi. Yani düşünüyorum da benim gibi birisinin yeni bir çevrede bir çok farklı fırsatı görebilmesi yerine örneğin yaratıcı olarak çalışmaya alışkın olmayan birisi bir başka çevreye gitse farklı olurdu.
Bahar: Evet, bu sanki kutunun içinde dışında hikayesi gibi, muhtemelen siz farklı bir bakış açısı kullanarak yepyeni bir yönden bakabilecektiniz. Bu bakış açısıyla bence büyük firmalara, çalışanlarının yaratıcılığını geliştirmeleri yönünde danışmanlık da yapabilirsiniz. Bize ayırdığın vakit için çok teşekkür ederiz, başarılarının devamını dileriz.
Sevgili okurlar, Joanne Mouland şu anda Bali International School’da görevine devam etmektedir. Kendisine buradan ulaşabilirsiniz.



Yazıları takip et